Ülkemiz İçin Kısa ve Net Değişim Önerileri – Dersler Ne İşe Yarar?

Eğitim Sistemine Öneriler – 2

Her dersin ne işe yaradığı en basit ve anlaşılır şekilde hem dönem başında hem de belli aralıklarla anlatılmalı. Öğrenci ne öğreneceğini, bu dersin hayatına ne katacağını, gerçek hayatta veya işinde ne tür bir katkı sağlayacağını bilmeli, ta ki öğrendiği şeyler zihninde bir yerlere otursun ve mantıksal bağlantıları sağlanabilsin.

Yaşadığım bir örnekten yola çıkarsak Ortaokul 3. sınıfta (şimdi 8. sınıf) Ticaret adında bir ders görmüştük. Hatırımda kalan bir iki şey şu, bir büyük T harfi çiziyoruz. Sağına bir şeyler yazıyoruz, soluna bir şeyler yazıyoruz ve toplayıp çıkarıyoruz. Sonuç bilmiyorum ne. Bir sürü hesap var, en çok aklımda kalan ise demirbaş eşya hesabı ne işe yarıyorsa 🙂 Bir de kitapta tek tük resimden bir tanesi hatırımda kaldı, o da bir kaza resmi ve altında şu yazıyordu, “kaza geliyorum demez, sigorta yaptırmak riski azaltmaktır” gibi bir şeyler.

Koskoca bir yıl sen kalk bir dersi oku, öğren, çalış, dinle, sınavlarına katıl, kitabı incele. Netice sıfır elde var sıfır. En acısı da hadi dersin içeriği ile ilgili çok bir şey öğrenmesek te hiç olmazsa sadece bu dersin ne işe yaradığı, amacının ne olduğunu öğrenseydik, bu bile önemli bir kazanım olacaktı, zira belki merak edip ilk fırsatımızda araştırıp öğrenme şansımız olurdu.

Her ne ise mevzu belli ve uzatmaya gerek yok. Yapılacak iş son derece basit ve hayati derecede önemli. Efendim hoca ilk derse girer girmez çıkarın kalemi kitabı yazın bakalım demeyecek. İlk 3-5 ders sohbet edecek, dersle ilgili bilgi verecek, kimin ne bildiğini gözlemleyip mevcut durumu anlamaya çalışacak, ileride yaşanabilecek problemler ve somut ihtiyaçlar üzerinden örneklemeler yaparak güzel bir şekilde dersin ne işe yaradığını, bu derste ne anlatıldığını basit ve anlaşılır şekilde gösterecek. Ondan sonra varsın tembel öğrenci dersin içeriğini öğrenmesin, dersten kalsın mühim değil inanın. En azından neyi kaçırdığını veya ileride ihtiyaç dahilinde neye başvuracağını bilir hiç olmazsa. Yani ben dersi geçtim de ne oldu sanki. Merak edip çalışan öğrenciyi ise böyle bir yaklaşımdan sonra neler beklediğini varın siz düşünün.

“Daha Az Çalış, Daha Pahalıya Çalış” alıntı yazı

Genç bir web programcısı olan Oğuzhan Selçuk Bülbül‘den güzel bir derleme yazısı, kendisine çalışmasından dolayı teşekkür ediyor ve yazısı ile sizi başbaşa bırakıyoruz.

Daha Az Çalış, Daha Pahalıya Çalış

Ne kadar ve ne kadara çalışıyor olursanız olun başlık size çekici gelecektir. ‘Neden değişimle mücadele ediyoruz?’ başlıklı yazımı okudunuz mu? Okumadıysanız önce oraya alalım, eğlenceli taraf burada bekliyor.

Değişim Eğlencelidir!

Evet, değişim/bilinmezlik korkutucudur. Ama bunun üstesinden geldiyseniz, sürekli yeni şeyler deneyimlemenin zevkini almaya başlarsınız. Belki de denedikleriniz zamanla alışkanlık haline gelir.

Çalışma Günlerini Azaltın!

Günde kaç saat çalışıyorsunuz? Sekiz? Sekiz buçuk? Dokuz? Peki kaç gün çalışıyorsunuz? Sanırım beş ve altı dışında bir cevap yoktur. Oysa Brigham Young University yaptığı araştırma ile haftada dört gün çalışanların çok daha verimli çalıştıklarını hem de hayatlarında çok daha mutlu olduklarını bulmuş.

Okumaya devam et “Daha Az Çalış, Daha Pahalıya Çalış” alıntı yazı

Türkiyemizin Çöp Problemine Mike Amcadan Çözüm.

Yıllar önceydi. İstanbul’dan güzel memleketim ve videodaki Mike Amcanın da gösterdiği yer olan Fethiye’ye gidiyordum. Trenle önce Denizli’ye oradan da otobüsle Fethiye’ye doğru heyecanla harekete geçtim. Derken otobüste yanıma bir yabancı adam oturdu. O yıl üniversitenin hazırlık sınıfını yeni bitirmiş ve ingilizceyi eh işte diyebileceğimiz belli bir seviyede öğrenmiş, konuşacak yabancı arama telaşındaydım.

Derken bütün cesaretimi topladım ve yanımda oturan (Mike Amca değildi büyük ihtimalle) yabancıya merhaba, nasılsınız, nereden geldiniz kabilinden klişe muhabbet açma soruları sormaya başladım. Otobüsümüz de Denizli’den çıkmış, dağlarda tatlı virajlarda dönmeye başlamıştı. Her neyse bir iki tanışma faslından sonra adamın ilginç bir çıkışıyla irkildim ve kısa bir duraklama yaşadım. Karşımda yabancı ve turist olarak oturan bir adam vardı ve bana ülkemin dağlarındaki, yol kenarlarındaki atılmış çöpleri göstererek hesaba çekercesine “bu çöpler neden burada” diyordu o adam. Kısa bir duraksama ve şaşkınlıktan sonra biraz mahçubiyetle ve ne dediğini bilmez şekilde biraz da saçmalayarak devletin buraları temizlemediği gibi bir iki şey zırvaladım ve bunun üzerine ikinci darbe daha sert geldi. Devletin değil sizin göreviniz dedi adam. Bir anda beyin hücrelerim yanarcasına anlamsız bir boşluğa düştüm ve stres katsayım tavan yapmış, afallamış, şaşırmış ve aptallaşmış bir şekilde düşünmeye başladım. Sahi devletle ne alakası vardı, çöpümüzü bu tertemiz doğaya atmayacaktık, bütün çözüm buydu ve karşımdaki o yabancı adam bunu ima etmeye çalışıyordu. Bir müddet sessizce bütün bunları düşündüm ve kafam olayı net şekilde basmaya başlamış şekilde yavaş yavaş gerçekle yüzleşmeye başladım. Olay gayet netti ve yapılması gereken çok basitti, çöplerimizi atmayacak, bu manasız kirliliğe sebep olmayacak, kirletmişsek te devletten beklemeyerek temizleyecektik. Tıpkı aşağıdaki videoda Mike amcanın dediği yaptığı gibi.

Okumaya devam et Türkiyemizin Çöp Problemine Mike Amcadan Çözüm.

Ülkemiz İçin Kısa ve Net Değişim Önerileri

Eğitim Sistemine Öneriler – 1

Bazı derslerin sınavları olmamalı.

İlköğretimde işlenen müzik, resim, beden eğitimi ve din kültürü, görsel sanatlar gibi derslerde not veya sınav olmamalı, bu derslerde sınavlar acilen iptal edilmelidir. Öğrencinin en küçük not kaygısı taşımadan serbest şekilde öğrenmeye odaklanması  için gerekli interaktif sunumlar, videolar ve etkinliklerle dersler zevkli ve etkileşimli olarak işlenmelidir.

Resim, müzik ve görsel sanatlar gibi derslerde temel hedef herkesin konudan temel seviyede haberdar ve bilgi sahibi olması, ayrıca konuya yeteneği ve/veya ilgisi olanların tespit edilip gelecekte iyi birer sanatçı olmaları için ilgili kurs ve programlara yönlendirilmesi, bu öğrencilerin konu ile ilgili gelişimlerinin takip edilmesidir. Bu manada ders içerikleri tamamen keyif almaya ve ilgi çekmeye yönelik olarak düzenlenmeli, ders mantığından çıkılarak öğrencilerin merak duyguları tahrik edilerek bilgi sahibi olmaları sağlanmalıdır. İlgi ve/veya yeteneği olan öğrenciler özel bir şekilde takip edilmeli, konunun uzmanlarına, gerekli kurslara ve merkezlere yönlendirilerek yeteneklerinin işlenerek birer kabiliyete dönüşmesi sağlanmalı, ileride başarılı bir sanatçı olmaları için her türlü adım atılmalıdır.

Din kültürü derslerinde özel diyaloglar ve gerçek hayattan pozitif/negatif örneklerle dinin insan hayatında maddi ve manevi yönden önemli bir değer olduğunun anlatılması, bilim ve dinin çelişmediği, aksine birbirini tamamladığı, ikisinin dengeli şekilde hayatımıza yerleştirilerek mükemmel insan olabileceğimizin işlenmesi, güncel tefsirlerden okumalar yaptırılarak dinin doğru şekilde algılanması ve öğrencilerin hayat boyunca karşılaştıkları olayları bilimsel ve dini anlamda uyum içerisinde sağlıklı yorumlaya bilmeleri ve bu vesile ile hayatı doğru anlamlandırmaları sağlanmalıdır.

Beden eğitimi dersinde temel amaç, tüm öğrencilerin hayat boyu sağlıklı birer insan olmaları için sporu ve bedensel aktiviteleri öğrenmeleri ve hayatına alışkanlık olarak yerleşmesini sağlamak, varsa bedensel yeteneği olanların keşfedilmesini temin etmektir. Bu gaye için çok özel videolar ve örneklerle ders dikkat çekici hale getirilmeli, uygulamalarla sevdirilerek sporun benimsenmesi sağlanmalıdır. Bedensel yeteneği olanların keşfedilip ilgili uzmanlara, merkezlere yönlendirilerek, gelecekte başarılı sporcuların yetişmesi sağlanmalıdır.

Eğitimci Yazar İBRAHİM SÖKELİ

Blogumuzu hızlı şekilde açılışa hazırlıyoruz.

Bizi izlemeye devam edin.